BABAMIN ADI RİZE ÇAYI - 1

BABAMIN ADI RİZE ÇAYI
Eskiler, " Âleminen gelen düğün bayram " derlerdi. Yâni, bir felâket gelmişse ve bu felaket herkesi kapsıyorsa, " Hoş geldi, Safa geldi " demekti.
1980 öncesi Türkiye'si " Yok " lar ülkesiydi. Paramız olsa da: Petrol, gaz yağı, mutfak tüpü, yemeklik sıvı yağ, kahvaltılık margarin, ampul, çay, şeker, kahve, sigara, v.b. bir çok hayati ihtiyaç maddeleri doğru dürüst bulunmuyordu.
Piyasaya çok az verilen bu maddeler, satıcılar tarafından fahiş fiyatla satılıyordu. 15 liralık ampulu 90 liraya, 10 liralık sigarayı 40 liraya alıyorduk. Parası olmayanların hali daha da kötüydü.
Devlet bunun tedbirini bir türlü alamamıştı. Her yer kuyruk, her şey kuyrukta idi. Hele saatlerce kuyrukta bekleyip te tam size sıra gelivereceği sırada satılan malın " Bittiği " anonsunu duymaz mısınız, yandı gülüm keten helva.
İşte tam o yıllarda bir orman köyünde " Ormancı " olarak çalışıyorum. Halkımız ormancı deyince tüm orman çalışanlarını değil de: Üniforma giyen, silah taşıyan, ata binen ( O yıllarda atlı idik ), ormanların korunmasında görevli kişi olarak tanır.
Orman köylüsünün gözünde en büyük devlet memuru sayılır. Nitekim eskiler anlatır:
" Uzun yıllar önce bir orman köyüne jipi ile ilk kez bir Vali gelir. Köylülerin çoğu ilk kez vali ve jip görüyordur.
Köylüler valinin etrafında toplanırlar. İleri gelenler valiye hoş geldiniz derken tam o sırada biraz yukarı taraftan atı ile Ormancı " Bir hışmınan " köyün meydanına girer.
Halk birden valiyi, jipi ve şoförü ile baş başa bırakarak ormancının yanına seğirdirler.
O günün anlayışına göre vali " Başı Bozuk " tur. Yani sivildir, yani üniforması yoktur. Resmi elbise taşısın da, bir karakol onbaşısı validen, bir ormancı kaymakamdan üstündür köylüye göre.
Halkımız cahildir. Okuma yazma oranı % 10 bile bulmamaktadır.
Hâl böyle iken, yani valimiz tek başına köyün ortasında kalmışken yanına yaşlı bir köylü teyze gelir ve tam bir kara mizah örneği olan şu konuşma geçer aralarında:
- Evlat misafirsiniz, hoş geldiniz.
- Hoş bulduk teyze, evet misafirim.
- Necisiniz, ne iş yaparsınız?
- Valiyim teyze.
Teyzemiz daha önce vali diye belki duymuştur amma ne iş yaptığını, etkisini, yetkisini bilmemektedir. Sanki anlamış gibi:
- Hee, oğlum da ne iş yaparsın?
- Bu vilayeti idare ederim.
- Hee, anladım oğul da, az daha okuyup ta bir " Ormancı " neyi oluverseydin, ay oğul, bak yanında kimsecikler kalmamış " der.
Bu hikaye bir çok yöremizde anlatılır.
Demem o ki:
İşte o teyzenin tarif ettiği ormancılardandım ve tabii üniformalı, silahlı ve atlıydım. Yani şartlar tamamdı.
İkamet ettiğim köyde iki öğretmen ve ben vardık devlet memuru olarak.
Köyde bir de bakkalımız bulunuyordu. Çok yaşlı, kulakları sağır derecesinde ağır duyan Ali Emmi.
Şehirden haftanın belli günlerinde aldığı malzemelerin çoğunu daha köye getirmeden hemen otobüs garajında hatırı sayılır bir kârla bu işlerin vurguncularına satıyor, onlar da insaflarına kalmış bir fiyat koyarak gariban vatandaşa satıyorlardı.
Ali emmi biz memurlara fahiş fiyatla mal satamayacağını bildiği için bize , ya çok az bir malzeme getiriyor, veya çok sıkışırsa " Allah seni inandırsın kalmadı " diye bizi geri yolluyordu.
O sabah atımı tımar etmiş, bakımını yapmış tam binip ormana gideceğim sırada eşim bir ihtiyaç listesi tutuşturdu elime: Şöyle bir göz attım kolay alınacak ve bulunacak şeylerdi:
Çay, şeker, sana yağı, zeytin yağı veya çiçek yağı ve sigara.
Listeyi alıp Bakkal Ali Emminin evinin yolunu tuttum, at yedeğimde, yani dizgin elimde ve tabii yayayım.
Seslendim, avlu kapısına geldi. Tabii bağırarak konuşuyorum. Elimdeki kağıda baktı. Başı ile " Ne yazıyor " kabilinden sordu. Saydım.
Önce sakalını şöyle bir sıvazladı ve sonra kendine has hareketi olan, iki elini iyice yana açarak:
" Efendi, Allah seni inandırsın yok " dedi.
..................

Devamı Haftaya...


Yazar: İsa Kahraman
Tarih: 2008-08-16


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kütahya Aktüel Gazetesi (ekutahya.com)
http://www.ekutahya.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.ekutahya.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=139