BABAMIN ADI RİZE ÇAYI - 2
İnandım tabii ve kâğıdı cebime attım, atıma atladığım gibi ormanın yolunu
tuttum. Nasıl olsa birkaç köy dolaşacaktım, bu köylerden birinden alacaklarımı
temin edebilirdim.
Akşam üstüne kadar ormanları gezdim. Planım gereği oturduğum köyden birkaç Km.
aşağıdaki köye de uğrayacağım ve gece geri döneceğim.
İki köyün arasında ormanlık bir saha var. Çam ağırlıklı, kısmen meşe ormanı.
Yoldan giderken birden karar değiştirip ormana girdim. Niyetim, her hangi bir
usulsüzlük var mı, ona bakacağım.
Tarlaların kenarından ormana girdiğim anda derenin içinde yarısına kadar meşe
odunu yüklü öküz arabasını görüverdim.
Hemen attan indim ve yavaş yavaş arabanın sahibini aramaya başladım. Öküzler
hemen arabanın alt tarafında, fakat sahibi yok. “ Eyvah adamı kaçırdım “ diye
üzülerek atı bir ağaca bağlayıp arabanın yanına doğru gidiyordum ki, bizim
Bakkal Ali Emmi iki yanında iki uzun meşe odunu ile çıkıp gelmez mi?. Beni
gördüğü an tam manası ile afalladı ve kolunu iki yana açtığı gibi odunları yere
bıraktı.
Normalde onu mahkemeye vermem gerekir, fakat tarlasının kenarındaki ormandan
birkaç meşe odunu için işi resmiyete intikal ettirmeye niyetim yoktu.
Gene de Ali Emmiyi korkutmak, biraz da dalga geçmek için elimi iç cebime atıp
küçük not defterimi çıkardım ve sordum: Güya kimlik tesbiti yapıyorum:
- Ali Emmi babanın adı ne? Ali Emmi elini kulağına götürüp:
- Halis Kamelya Çayı efendi. Seni çaysız bırakır mıyım. Hem de tenekelisinden.
Ambardaymış, yengen ararken buldu.
- Ali Emmi doğum tarihin, tevellüdün:
- İki karton ayırdım. Maltepe içiyordun değil mi, ben her ihtimale karşı bir
karton da Samsun ayırdım. Seni cigarasız bırakır mıyım.
Ali emmi bana sağır numarası ile öyle cevaplar verdikçe ben de soruları
çoğalttım:
- Ali Emmi: Ana adını söyle.
- 10 kiloluk. Emme, halis zeytin yağı.
- Ali Emmi nüfus olarak nereye bağlısın?
- Sana yağı ayırdım, şeker de. Yengen ambarda bulmuş da, sana ayırdım.
Gülmemek için dudağımı ısırıyordum. Ali Emmi boynunu bükmüş, ellerini önünde
kavuşturmuş, gelecek soruları ve vereceği cevapları düşünürken, sür’atle ordan
ayrılıp ata binip aşağı köyün yoluna revan oldum.
Giderken doya doya güldüm.
Gece eve geldiğimde eşim “ Bolca sipariş vermişsin, Ali Emmi, hanımı, torunu
akşam üstü getiriverdiler, sağ olsunlar, çay bile içmeden gittiler” derken
mutluydu.
Nerden bilecekti o malzemenin nasıl geldiğini. Söylemedim.
Sonra aynı yerden yine atımla geçerken baktım, Ali Emmi odunları almamış, öylece
bırakmış.
Ne zaman o köyün adı geçse, samimi olarak bir gülümseme yayılır yüzüme. Kimse
bilmez neden güldüğümü.
Yazar: İsa Kahraman
Tarih: 2008-08-22