Ateşin Sızısı Yüreğimde…
Kırmızı…
Ateş…
Sıcaklık…
Yaşamın penceresinden baktığımızda gördüklerimiz…son zamanlarda üzerimize yağan
küller…dört bir yana savrulan alevler ve yokolan bir yeşil…Nereye baksak, alevin
sıcak yüzü canımızı acıtıyor…Nereye gitsek, güneşin önüne perdesini çekmiş
oluyor duman…Sonrası bir koca karanlık, sonrası sıcaklığın inadına bir
üşüme…Yeşile vurgun yüreklerin seslerini duyar gibiyim şimdilerde…çocuk
kahkalarının çınlattığı çamlıkların kokusunu, kuşların şarkılarını yeni güne
armağan ettikleri ve şimdilerde seslerini kaybettikleri dünyalarının yokoluşunu,
saçlarında savrulan rüzgarla birlikte kırlara merhabasını ileten, sonra
soluklanan, sonrasında bir küçük uğur böceğinin getirdiği sevinci haykıranların
hüznünü biriktirmekteyim şimdilerde…
Kırmızı…
Ateş…
Yokoluş…
Yüzünü kaybeden bir yeşil var pencerenin önünde…Fidanları tuttuğumuz ellerimizi
kanatıyorlar…Acı dört bir yana yayılırken, yarınlara dair umudumuz hangi kovuğun
içinde kendine hayat bulacak belirsiz…Katliamın kirli elleri, alnımızdaki emeğin
terini yoketmek için uğraşmakta…Oysa renkleri giydirmiştik biz
ormanlara…şarkılarımızı emanet etmiştik…oysa çiçekler derlemiştik gönül dolusu,
vermek için sevdiklerimize…bir sincabın koşturmacasında bulmuştuk telaşlarımızı,
bir ağacın yüzüne yazmıştık dileklerimizi…diyorum ya…simdilerde ateşin kırmızısı
dağlıyor içimizi…ölü toprağı serpiliyor sanki yıllarla yaptığımız resmin
üzerine…birileri gelip kara kalemle çiziyor üstünü… ateşi baş tacı yapıyor,
külleri savuruyor…sonrası yokoluşun o derin sessizliği…
Kırmızı…
Ateş…
Yangın…
Ormanın iniltisi var şimdi kulaklarımda…Ateşin çıtırdayan sesi…İçimi burkan bir
kırmızı…Sonrası isyan…Sonrası çaresizlik…Tutuşan her bir dal, hangi öfkenin
kurbanı acaba…yeniden yaratabilmek için göğe çevirmeli dumanlar arasından
yüzümüzü…ellerimizi uzatmalı toprağın tenine…yeşile boyamalı yeniden
entarisini…kaçacak yer arayan canlıları düşünmeli…ve yeniden
demeli…yeniden…yeniden…yeşillenmeli…
Yazar: Tuğba Kutsal
Tarih: 2008-08-22