KRİZ VE KAMYONLAR

KRİZ VE KAMYONLAR

Rahmetli Vehbi Koç, maddi yönden ülkenin zor durumda olduğunu söyleyenlere, bu günkü adı ile kriz var diyenlere :
" Yollara bakın, kamyon trafiği ne âlemde, yani kamyonlar yollarda gidip geliyorlar mı, eğer kamyon trafiği iyi ise ülkede kriz yoktur, olsa da çabuk geçer " dermiş.
Bendenizin evim ana yola yakın olduğu için, bu sözün ne manaya geldiğini de bildiğim için yollardaki hareketlilikte kamyonların durumuna özellikle bakarım. Şu anda bu manada durum iyi, yani kamyon trafiği yoğun efendim.
" Sen bir garip çingenesin, neyine gerek gümüşlü zurna " diye bir deyim vardır. Benim için kriz; Doğalgaza, akaryakıta, bakkaliye malzemelerine, elektriğe zam yapılırsa ( ki krizde kaçınılmazdır ) krizdir.
Ne bankada param değerini kaybetmiştir, ne de dolarlarım değer kazanmıştır, çünkü yoktur ki kazansın veya kaybetsin.
Hani, tarihde bir anekdot vardır:
Timur, Doğudan Anadolu topraklarına dev bir ordu ile girmiş, yaka yıka İç Anadolu'ya doğru ilerlemektedir.
O arada Sivas Kalesi de düşmüş, Vali olarak bulunan Şehzade Yıldırım Bayazıt Han'ın oğlu Ertuğrul Bey de vefat etmiştir. Haberi alan Yıldırım ordusu ile hemen harekete geçip Ankara'ya doğru gelirken, bir öğle vakti yolunun üzerinde koyunlarını otlatırken kaval çalan çobana rastlar ve o andaki iç acısı ile şu meşhur sözü söyler:
" Çal çoban çal, Sivas gibi kalen mi yıkıldı, Ertuğrul gibi oğlun mu öldü" ve bilindiği gibi, kendiside ölümü ile sonuçlanan akibete devam eder.
Benim ki o hesap. Ne kalem yıkıldı, ne oğlum öldü, amma kaval çalacak da değilim tabii, çünkü millet olarak zor durumda kalacağız.
Ancak; Bir felaket herkesle beraber gelirse insanı o kadar mükedder etmiyor. Tüm dünyanın başı kriz nedeniyle belada ise, özellikle dünyanın dev ülkeleri bile sıkıntıya düşmüş ise, biz de sineye çekeriz çaresiz.
Ekonomiden zerre miktarı anlamayan ben, yine de bu kriz meselesinde insanlar olarak " Külü veşrebü velâ tüsrifü, innehü lâ yuhibbül müsrifin " ( Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz, Allah müsrifleri sevmez ) emrine muhalefetten yargılanıyoruz gibi geldi bana.
İktisattan anlamam, özelleştirmeden anlamam, Türkiye'nin ekonomisinin % 70 i yabancıların eline geçmesinin ne demeye geldiğini de anlamam, amma şiirden anlarım ve yazarım.

KAMYONLAR
Yıllardır yollarda gelip giderler,
Sağ salim menzile eren kamyonlar.
Fabrikadan malı aldığı anda,
İşsizime bir iş veren kamyonlar.

Daha çok iş vardı eskiden sana,
Hangi yollar çetin, anlat sen bana,
Kriz denen mel'un geldi bu yana,
İnatla bu işe diren kamyonlar.

Yükün bazen tuğla, bazen mermerdir,
Ham maddeyi yükle, ustaya erdir,
O ilden bu ile, bu kaç seferdir,
Bin bir türlü çile gören kamyonlar.

Ya bor yüklemiştir, ya da porselen,
Bir çividir, yolda lastiği delen,
Mutludur akşama evine gelen,
Yemek vakti şehre giren kamyonlar.

Hasrettir şoförü, ana bacıya,
Muhtaçdır yollarda bir duacıya,
Yaz, kış, ıssız dağda nice acıya,
Şöförle göğsünü geren kamyonlar.

Kalkınan Türkiye'm onlara muhtaç,
Kolay gelsin de sen, güler yüz ilaç,
Kâh camı yüklenir, gâhi de ağaç,
Dosttur şöförüne, yaren kamyonlar.

Gel, sen şöförüne kem pâye biçme,
Özel otodaysan, selamsız geçme,
Yoldaysan sürücüm, seferde içme,
Adı canavara varan kamyonlar.


Yazar: İsa Kahraman
Tarih: 2008-11-05


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kütahya Aktüel Gazetesi (ekutahya.com)
http://www.ekutahya.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.ekutahya.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=172