Siyaseti oldum olası hazzetmem, benim karakterime ters geldi hep. Belki de "
Başıma gelirse altından kalkamam " korkusundandır.
Bir zamanlar bir şarkı dinlerdik, " Ne seninle, ne sensiz " Siyasetten hoşlanma,
iyi de, onsuz yaşamak mümkün mü?
Şu anda ben kooperatif aidatımı ödeyememişsem, yeni ayakkabı alamamışsam,
nerdeyse bitmek üzere olan şu yaz mevsiminde memleketime ziyarete gidememişsem
bu siyasetin azizliğinden değil mi ?
Buralara harcamam lazım gelen parayı bir başka daha önemli kaleme harcamışsam
bunlar siyaset işi değil mi. Bu mesele bu kadar basit değil diyebilirsiniz,
amenna, ancak; mesele milletin kahir ekseriyetinin meselesi ise….
Bana göre, değil 70 milyonu, 100 milyonluk bir Türkiye'yi bile rahatlıkla
geçindirecek, besleyecek, kimseye muhtaç etmeyecek bir potansiyele sahip
olduğumuza adım gibi inanıyorum. Yeter ki bir evi idare edercesine dikkat ve
rikkatle idare edilelim. " Her millet layık olduğu idare ile idare edilir "
dediğinizi duyar gibiyim.
Bir ülkenin hayatında 30 yıllık bir süre çok uzun bir süre değildir. Daha 30 yıl
önce, zamanın başbakanı Avrupa Ülkelerine kredi bulma seferberliği düzenliyor ve
yalnız iki devletçikten ( Lüksemburk ve Finlandiya ) birer milyon dolar borç
vaadi alıyordu. ( Para değil vaad, birer milyar dolar değil, birer milyon dolar
)
Bu gün ise, Beyanlara bakın: " İhracatımız yıllık 115 milyar dolar ", " 2007
özellişterme rakamımız 15 milyar dolar ", ( Atıyorum ) " Kişi başı gelirimiz 5
yıl öncesine göre 2500 dolardan 9 bin dolara çıkmıştır "
İyi de, a beyim, Ben hâlâ niye doğru dürüst ayakkabı alamıyorum. Niye pazarda
atılmış marulların içinden iyilerini ayıklayan kadınlarımız var "
Son günlerde bir Ergenekon lafıdır gidiyor. Allah millet olarak encamımızı
hayreylesin. Bunlar eğer bize bildirilen ( Medyadan ne öğreniyorsak ) kadarsa
yarın inşallah Dağ fare doğurdu denmez.
Hem AB ye gireceğiz diye bu milletin gururunu rencide edeceksiniz. Hem de
milleti her manada sıkıntıya sıkacaksınız.
Hz. Ömer'in " Dicle kenarında bir kurt bir kuzuyu yerse, hesabı benden sorulur "
mealindeki sözü gibi, bu işe soyunmuşsan, millette " Buyur " diyerek Cumhuriyet
tarihimizin en büyük yetkilerinden birini vermişse, o makam ağlama, şikayet
etme, suçlu arama makamı değil, çözüm, hem de acil çözüm makamı olmalıdır.
Hangi acil çözüm: Bu karar makam sahibinin idrakine bırakılmıştır. İstişare ile
çözülmeyecek mesele kalmaz.
Siyasetten hazzetmeyen ben bile bu konuda kendimi kalem oynatma mecburiyetinde
görmüşsem, Milletimi ve ülkemi sevdiğimdendir, ayakkabım eski olsun, amma başım
dik olsun.
Allah milletime, devletime zeval vermesin. Devletimi ve milletimi korusun,
koruyanların yardımcısı olsun.