Forum Z. Defteri Sohbet Künye İletişim Sitene Ekle

    Ana Menü



    YAZARLARIMIZ


Deha Onur Akdemir
MİSAFİR KALEM / Demekki Gazeteler Okunuyormuş


Hasan DEMİR
KÜTAHYA'YA İHANET...


Hediye Türkol
SUÇ KİMİN ?


Kadir Ekmekçioğlu
ALÇAK KÖPEKLER ELLERİNİZ KIRILSIN


Mehmet Kiraz
İSLAM RÖNESANSI


Tuğba Kutsal
İŞKENCE İLE YÜZLEŞEN HAYAT…


İsa Kahraman
NEREDEYDİK, NEREDEYİZ ?



    SON YORUMLAR

haberci: Emekliler üvey evlat mı? (3/9)
haberci: 'Yanlıyım Çünkü Kütahyalıyım' (17/1)
Ziyaretci: Bazı Okul İsimleri Değişiyor (15/12)
Ziyaretci: 1987/2 TERTİP ERLER YEMİN ETTİ (12/12)
Ziyaretci: Emet Esnaf Odaları Pilot Bölge (3/12)
Ziyaretci: AKP İŞSİZLİĞİN ''İ'' SİNİ BİLE AĞZINA ALMASIN! (28/9)
Ziyaretci: AV. TÜNÜR’E SEVGİ SELİ (8/9)
Ziyaretci: AHMET ERBAŞ; ''BİZİM DAVAMIZ BU ŞEHRE HİZMETKAR OLMAK” (26/7)
Ziyaretci: SP İl Başkanı Şaban Sağdıç: ''Değiştiler, Hemde Çok Değiştiler'' (20/7)
Ziyaretci: “AKP bu rezalete son versin” (19/7)


    KÜTAHYA'DA HAVA

KÜTAHYA'DA HAVA  

    KÜNYE


SAHİBİ
Kütahya Aktüel Gazete ve Reklamcılık Hizmetleri Adına
Hasan DEMİR
YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Hasan DEMİR
YÖNETİM YERİ
Cumhuriyet Caddesi Avcılar İşhanı Kat:4 - KÜTAHYA
Tel&Faks:
0(274) 223 20 28
E-Mail:
kutahyaaktuel@gmail.com



    REKLAMLAR



    www.radyoclub.com







KARAR GÜNÜ MÜ, HESAP GÜNÜ MÜ?
Mehmet Kiraz
Mehmet Kiraz

Tarih: 19 Eylül 2008 Cuma


KARAR GÜNÜ MÜ, HESAP GÜNÜ MÜ?
Hangi ırk , kavim, din, meslek, meşrep ve topluluktan olursak olalım akıl denilen nimetle donatılmış bir insan olarak, zamanın akışı, hayatımızın her aşamasında geleceği planlayan düzenleyen zincirleme kararlar vermek mecburiyetini birlikte getiriyor.
1 Eylül günü 2008 yılının Ramazan ayı başladı. Bir eylüle yaklaşırken ömür denen gerçeğin hangi çağında olursak olalım bugün özel bir karar vermek ihtiyacı doğdu. Temyiz kudretini haiz, iyiyi kötüden ayırt etme gücü olan her kişi oruç denen bir ibadet ile sorumlu kılınmış.Ben şu yaşadığım döneme kadar ramazan geldiğinde orucumu tamam olarak tuttum, bugün de tutacağım diyebilirsiniz.Hayır geçmiş yıllarda ramazan orucunun bir kısmını tuttum., düşe kalka bölük pörçük tutmaya çalıştım bugün tam olarak tutmalıyım diyebilirsiniz.Veya ben bugünkü yaşıma kadar orucu hiç tutmadım, tutmayı da lüzumlu görmedim, fuzuli ve boş bir emek olarak gördüm ve tutmadım, ama bugün tekrar şapkamı önüme koyup düşündüm, başımı iki ellerimin arasına koyduğumda bu yanlışmış, yaşadıklarım ne kadar gerçek ise öleceğim de o kadar gerçek. Benim için ölüm denen bir gerçek var, onunla har an, bir ay sonra, bir gün sonra hayır bir dakika sonra yüz yüze gelebilirim, bugün oruç tutmaya başlamalıyım da diyebilirsiniz.
Eylül ayı Ramazan ayı olmakla birlikte bizim için aynı zamanda eğitim ve öğretim yılının başladığı zaman dilimi, 1 Eylül'de eğitimin birinci basamağına ayak basan mini miniler okulu sınıfı, öğretmeni ile tanıştılar.Büyüklerden bir hafta önce yarışa başladılar. Milli Eğitim isabetli bir karar ile böyle bir uygulamayı başlattı tebrik ediyoruz, hem küçükleri hem milli eğitim yetkililerini.
Ben de bir öğretim yılının başında hem yüksek okul ile hem de bir başka ramazan ile yüz yüze geldim.Hem yaşadığım şehirde uzakta idim, hem de çevrem değişmişti.Ramazan orucu ile ilgili bir karar vermek mecburiyeti doğdu. Ben geçmiş yıllarda ailemin yanında olduğum gibi ramazan orucumu tutmalı mıyım, yoksa Türk insanına hala empoze edilmekte olan aydın insan, bilinçli insan oruç tutmaz fikrine uyup, oruç ile yolculuğumu sonlandırmalı mıyım? O zamanın İstanbul'u batı kültürünü birinci sırada alan bir şehir olarak, Kütahya'ya, hele köyüme asla benzemiyordu.Kütahya'da ya da onun bir kasabasında ramazan ayında herhangi bir (hastalık, yolculuk, dayanıksızlık gibi) sebeple oruç tutmasanız, insanların bulunduğu yerde gündüz vakti yeyip içmeniz mümkün değildir.Siz iyi gelişmiş müslüman bir toplum deyin bir başkası da böyle medeniyetsiz bir şehir ya da kasaba olur mu desin.Bugünlerde moda olan tabiri ile mahalle baskısı desin.Gerçekten bir yol ayrımına geldiğimi hissetmiştim.
Orucun ve hazırlığının başladığı sahur vaktinde yemek pişirip, yavrum kuzum diyerek beni uyandıran annem yada babam yanımda değildi.Oruç tutuyor musun tutmuyor musun diye ilgilenen aile büyükleri, beni tanıyan konu komşu da yoktu. Milyonlarca insanın yaşadığı İstanbul'da yalnızdım. 1972 yılında Ramazan ayının geldiği pek belli olmayan Kütahya öğrenci Yurdu'da sadece akşamları yemek çıkıyor saat 10 den sonra da yemekhane ve kantin kapanıyordu.Birlikte İstanbul'da üniversitede okumaya karar verdiğim orman fakültesi öğrencisi arkadaşımla istişare ediyorduk.Sahurda yemek yiyemediğimize göre oruç tutmak istesek dayanabilir miydik? Sadece akşam yemeği (iftar) ile ramazan orucunu tutabileceğimize karar verdik ve uyguladık.Allah'a şükürler olsun, bugün hatırladığım en çok haz aldığım oruçlardan, en iyi ramazanlardan biri olarak hafızamda kaldı.
Söz buraya gelmişken bu dönemde yaşadığım gördüğüm bir olayı anlatmalıyım. Öğrenciliğin ikinci yılında aynı yurtta birlikte kaldığımız bir arkadaşım ramazan ayı boyunca dışarı lokantaya gidip yemek yemedi, çay meşrubat benzeri şeyleri içmedi, akşama kadar çalışma salonunda birlikte ders çalıştık.Benim gayri ihtiyari olarak dikkatimi çekti ve kendisine "akşama kadar bir şey yiyip içmiyorsun, bari niyetlen de orucunu tutmuş olursun" dediğimde bugün hatırladığımda hala beni etkileyen, üzen, başımı döndüren sözünü unutamıyorum."Arkadaş yemiyorum içmiyorum doğru ancak oruç tutmak içimden gelmiyor!"
Ramazan ayını yaşadığımız bugünlerde ölüm ötesinden Allah'a hesap verileceğini haber veren bir kitabın mesajına inanan insanlar olarak karar vermemiz gerekiyor.14 Milyon öğrencinin öğretime eğitime başladığı bugün ben bunlara ne kadar yardım edebilirim? Ne kadar örnek olabilirim, ne kadar elinden tutup yol gösterebilirim? Kaniatın yaratılış sebebi ve övüncü, Allah'tan "inanmış olarak ölenin cennete gideceği" müjdesini getiren son elçinin öğüdünü hatırlamalı değil miyiz?
"Bir hurma ile de olsa bir oruçluya iftar ettiriniz"
30 Binden fazla üniversite öğrencisini barındıran bir şehrin insanları olarak, yarın ülkemiz için üreten ve yöneten insanlar olacak bu öğrencilerimizi, konuklarımızı, Kütahya'da kaldıkları sürece Allah'ın bir misafiri olarak ağırlamamız, yol ayrımlarına geldiğinde doğru karar vermesini sağlamak üzere öğütler vermemiz, yardım etmemiz gerekmez mi?
Evliyalar yurdu Kütahya'nın sakinleri olarak;Gözleri görmeyen, kulakları duymayan, kalpleri mühürlenmişlerden olmadığımızı ispat etmemiz gerekiyor



  
Mehmet Kiraz
mkiraz@ekutahya.com




Bu köşe yazısı 94 defa okundu. Toplam 681 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Mehmet Kiraz ] - [ Yazarlar İndeksi ]

    Mustafa Kemal ATATÜRK



    Anket

BU YASAMA DÖNEMİNDE KÜTAHYA YA YAPILAN YATIRIMLARI YETERLİ BULUYORMUSUNUZ ?

EVET YETERLİ
BİRAZ DAHA ARTIRILABİLİR
YATIRIM YAPILMADI
YETERLİ DEĞİL



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 151
Yorum: 0


    Kimler Online

Toplam Üye: 136
Aktif Üye: 1
Aktif Ziyaretçi: 12
Üye Adı
Şifre
          Yeni Üye KayıtYeni Üye Kayıt
          Şifremi UnuttumŞifremi Unuttum


    Mini Polemik

Sohbet Arşivi   
 


    Forumlar

Kütahya
• YouTube Video Çalışmaları
• Sorunlar ve Çözüm yolları
• Kütahyana Sahip Çık
• Kütahyada Spor
• Gurbetçilerimiz
Genel Konular
• Haberler - Gündem - Tartışma
• Genel
Serbest Kürsü
• Serbest Kürsü


Forumlar Anasayfa
Toplam 31 mesaj


    Ekonomi Durumu



    Günün Sözü



    Gerekli Linkler

 
Online Hizmetler



    REKLAMLAR



    Kaç kişi gelmiş

Şu ana kadar
581817
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 08 Mayıs 2007


 




Web sitemiz Kütahya Aktuel Gazetesi Gazetesi Tarafından Desteklenmektedir.

 

Copyright © 2007 ekutahya.com Desing Aktüel Bilişim & isitil