Kütahya Tarihi
1. GİRİŞ:
Ege Bölgesi’nin İç
Batı Anadolu Bölümü’nde yer alan Kütahya, bilinen tarihi içinde Hitit, Frig,
Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarıyla
Türkiye Cumhuriyeti’ne ulaşmıştır. Kütahya ili sınırları içinde kalan
topraklarda yerleşen ve adı bilinen en eski halk Hitit’lerdir. Buna rağmen
çevredeki Arkeolojik buluntular ilin yerleşim tarihini çok daha eskilere,
ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir kuruluş tarihi
verilememekle birlikte; Hitit metinlerinde geçen Assuva tarihiyle ilgili IV.
Tuthaliya (M.Ö. 1256–1220) yıllıklarına dayanarak M.Ö. II. binin ortalarında
kurulduğu söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları
dolayısıyla tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret
yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt Zaferi’nin ardından XI.
yüzyılın sonunda Türk uygarlıklarıyla tanışan Kütahya, Germiyanoğlu Beyliği’ne
başkentlik yapmış olup Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca
Kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer
olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.
2. ŞEHRE VERİLEN ADLAR :
Eski kaynaklara, sikke
ve yazıtlara göre Kütahya’nın antik dönemdeki adı “Kotiaeion”dur. Ünlü
Antik Çağ Coğrafyacısı Strabon bu adın, “Kotys’in Kenti” anlamına geldiğini
belirtmektedir. Kotys, Trakya’da yaşayan Odrisler’den olup, Romalılar’ın M.S.
38’de Anadolu’ya gönderdiği bir komutanın adıdır. Kütahya Müzesi’nde bulunan
bir sikkede bu ad “Koti” olarak geçmektedir. Kütahya adı, eskisine benzetilerek
Türkler tarafından verilmiştir.
3. KÜTAHYA’NIN İLK
KURULUŞ YERİ:
İlimizin ilk yerleşim
yeri Kütahya kalesi ve çevresidir. Germiyanoğulları döneminde de kullanılan
şehir merkezinde yapılan kazılarda Roma dönemi nekropol (mezarlık) alanları
bulunmuştur. Ancak şehir merkezinde Frigler dönemine ait önemli bir buluntuya
rastlanmamıştır. Kütahya’nın antik dönemdeki yerleşim alanı henüz kesin olarak
belirlenememiştir. Ne zaman kurulduğu, nerede kurulduğu, ne zaman ve kim
tarafından fethedildiği kesin olarak ifade edilemeyen Kütahya, bir sırlar
kentidir.
Yapılan Arkeolojik Kazılar ve
Eski Yerleşim Merkezleri :
Bugüne kadar Kütahya
ve çevresinde yapılan sistematik kazı ve araştırma sayısı çok değildir. İngiliz
Arkeoloji Enstitüsü adına Clive Foss - Kütahya Kalesi’ni, Epigraf Tomas Drew
Bear - Yazıtları, David French - Roma Yolları ve Mil Taşlarını, İstanbul
Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Turan Efe Antik Yerleşimlerden Höyük ve
Tümülüsleri araştırmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Aizanoi Antik Kentinde
başlattığı sistematik kazı ve araştırmalar 1970 yılından beri devam etmektedir.
Müze uzmanlarının Kütahya il sınırlarında yaptığı inceleme ve araştırma
çalışmalarında yüzü aşkın höyük, tümülüs ve antik yerleşim saptanıp
belgelenmiş, yapılan kurtarma kazılarıyla kentin tarihini aydınlatacak
önemli arkeolojik malzemelere rastlanmıştır. Kütahya Merkez Seyitömer
Höyük’te yapılan kurtarma kazılarında Eski Tunç dönemine uzanan toplu
buluntular elde edilmiş olup Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde ayrı bir salonda
sergilenmektedir. Merkez Ağızören Köyü’nde 2000 yılında yapılan kazılarda Hitit
yerleşimine ait nekropol (mezarlık) alanında önemli arkeolojik malzemeler ele
geçmiştir. Kütahya’da Eski Tunç Dönemi’ne uzanan toplu buluntu veren en önemli
merkez, 1977 yılında kömür çıkartma işlemi sırasında ulaşılan Tavşanlı
Tunçbilek, Boyalık ve Gevence mevkileridir. İlin yerleşim tarihine ışık
tutan Eski Tunç buluntu merkezleri Seyitömer, Tavşanlı - Kayı Köyü, Altıntaş -
Üçhöyük, Domaniç - Elmalı, Simav, Emet ve Çavdarhisar yöreleridir. Buralarda
ele geçen buluntular Bitynia dışında tüm Batı Anadolu’da rastlanan tipik Troya
çanak - çömleği örneklerindendir. Gaga ağızlılar, üç ayaklı kaplar, depas türü
maşrapalar dışında, Balıkesir, Bursa yöresine özgü Yortan kültürünün bezekli
kaplarına rastlanması, Kütahya’nın kuzeyinde bu kültürün etkin olduğunu
göstermektedir.
4. HİTİT - FRİG
DÖNEMİ:
Kütahya yöresi, Hititler Dönemi'nde Assuva'nın doğusunda, Hitit Devlet
sınırlarının da batısında yer almaktadır. Antik Çağ bölümlenmesine göre ise ilin
doğu yarısındaki toprakları Frigya, batısı da Mysia bölgesindedir.
O dönemde Hititlerin siyasal etkisi dışında kalan Batı Anadolu'daki pek çok kent
konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir. Kuzeybatı Anadolu'daki As-suva
Konfederasyonu bunlardan biridir ve Kütahya'nın batısında kalan topraklar bu
konfederasyona bağlıdır. İlin kuzey kısımları ise zengin gümüş yatakları ve
buna bağlı gelişmiş ticaret yolları dolayısıyla Hititlerin sürekli ilgi ve etki
alanında kalmakta, bu yüzden sıkça saldırılara uğramaktadır
Hitit İmparatorluk döneminin sonuna doğru doğuda Assuva yöresindeki bakır
yataklarının Asurlar'a kaptırılması, Hititler'in Kütahya'ya ilgisinin artmasına
neden olmuştur. Bu sırada Assuva'nın başında Sum Dlama, Hititler'in başında IV.
Tuthaliya bulunmaktadır. (M.Ö. 1256-1220).
Assuva'ya saldıran Hititler'in ülkeyi yakıp yıktıklarını, Assuva kralı ve oğlu
Kukkulis'i tutsak alıp Hattuşaş'a götürdüklerini IV. Tuthaliya yıllıklarından
öğreniyoruz.
M.Ö. 1200'lerde Trakya'dan Anadolu'ya büyük dalgalar halinde geçen Frig-ler,
bölgede Hitit egemenliğine son verip, doğuda Kızılırmak, güneybatıda Burdur
Gölü'ne kadar uzanan geniş bir alanı yurt tutmuşlardır.
Bursa, Balıkesir yörelerine gelen yeni oymakların eskilerini daha doğuya
sürmeleri sonucunda Kütahya'nın batı kesimleri Mysia bölgesinde yer almıştır.
Yine Frigler'in bir kolu olan Bitin ve Tinler'in Kütahya'nın kuzeyine
Bilecik-Sakarya bölgesine yerleştikleri görülmektedir. Frigler'in asıl kalabalık
oymaklarının ise Afyon, Eskişehir, Kütahya üçgenindeki bölgeye yerleşmesi
sonucunda, Kütahya'nın doğusu Epiktetos Frigyası adını almıştır. Kütahya'nın
güneyine, Temnos (Şaphane) ve Dindimos (Murat) Dağı'na kadar yayılan Frigler
yerli Hititler'le karışıp kaynaştıkça güçlenmiş, kültür alanlarını genişleterek
doğuda Fırat'a, batıda Ege Denizi'ne kadar dayanmalarına rağmen Lidyalılar
üzerinde sürekli bir egemenlik kuramamışlardır.
Frig Yerleşimi-Söğüt Köyü
M.Ö. VIII. yüzyılda devlet olarak örgütlenen Frigler'in barışçı bir toplum
olarak geliştiği, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, kaya mezarları, tapınım
alanları ilekendilerine özgü bir mimari getirdikleri, maden işçiliği ve
dokumacılıkta ileri gittikleri, yeni müzik aletleri ürettikleri görülmektedir.
Antik kaynaklar, ünlü masalcı Ezop'un doğum yeri olarak Kütahya'yı
göstermektedir.
M.Ö. 676'da Kafkasya üzerinden Anadolu'ya giren Kimmerler'in, Frigya Kralı III.
Midas'ı yenerek Kütahya ve çevresini ele geçirdiği, daha sonra M.Ö. 607'de Lidya
kralı Alyattes'in Kimmer egemenilğine son verdiği gözlenmektedir. Lidyalılar
döneminde Efes'ten başlayıp başkent Şart, Uşak ve Kütahya'dan geçerek Adalar
Denizi ve Kızılırmak'ın doğu yakasını birbirine bağlayan Kral Yolu bu dönemde
yapılmıştır.
Doğuda gelişerek Anadolu'yu Marmara'ya kadar istila eden Persler'in ünlü kralı
II. Kyros, M.Ö. 546'da Lidyalıları tarihten silmiş, Kütahya'yı Frig
Satraplığı'nın merkezi yaptığı Dinar'a bağlamıştır. Pers yönetiminin
zayıflamasıyla M.Ö. 334'te Biga Çayı civarındaki savaşı kazanan Makedonyalı
İskender bölgede üstünlük kurmuştur. İskender'in M.Ö. 324'te ölümüyle Kütahya ve
çevresi komutanlarından Antigonas'a geçmiştir. Bölgede M.Ö. III. yüzyılın
başlarında yaşanan karışıklıklardan sonra
Bergama Krallığının üstünlük sağladığı ve M.Ö. 133 tarihinde Kütahya'nın
Roma'nın Asya Eyaleti sınırlarına dahil edildiği görülmektedir.
5. ROMA VE BİZANS
DÖNEMİ
Kütahya, Roma egemenliğine girdiği sırada bölgede küçük şehir devletleri
vardır. Kütahya'da Koti-aeion, Gediz'de Cadı, Simav'da Synaus, Emet'te Ti-beriopolis,
Simav Boğazköy'de Ancyra, Altıntaş'ta Soa ve Çavdarhisar'da Aizanoi Antik
yerleşim merkezleri bulunmaktadır. Bu şehir devletlerini Claudius unvanlı
valiler yönetmiş, toplanan verginin bir bölümünü merkeze gönderip kalanını
kentin imarına harcamışlardır. O dönemin en büyük şehri olan 120 bin nüfuslu
Aizanoi'nin Zeus Tapınağı, İmparator Hadrian MS. (117-138) döneminde toplanan
arazi vergileriyle yaptırılmıştır. Bu bölgede (302) tarihinde yapıldığı saptanan
bir borsa binası vardır. Duvarları üzerinde Latince fiyat listeleri
bulunmaktadır. Bu listeler fiyat artışlarını önlemek için konulmuştur.
M.S.395'te Roma
İmparatorluğu'nin ikiye ayrılmasıyla Kütahya, Doğu Roma İmparatorluğu
(Bizanslında kalmıştır. Bu dönemde önemli bir piskoposluk merkezi olan Kütahya
hızla gelişmiş, çevresine yapılan kalelerle korunaklı bir kent haline
getirilmiştir. Zeus Tapınağı kiliseye çevrilmiş, il ve çevresinde çok sayıda
kilise inşa edilmiştir.
6. SELÇUKLULAR DÖNEMİ
:
1071 'de Malazgirt Savaşı'nda Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Romanos
Diogenes salıverildikten sonra Bizanslılar tarafından Kütahya Kalesi'ne
getirilmiş ve gözlerine mil çekilerek cezalandırılmıştır.
Anadolu Selçuklu Devleti'ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075'te İznik'i
aldıktan sonra Kütahya ve yöresine akınlar düzenlemiş, 1078'de şehri ele
geçirmiştir.
II. Yakup Çelebi İmaret Külliyesi
1097'de Haçlıların saldırısıyla Bizans'ın eline geçen Kütahya 1182'de
Selçuklular tarafından geri alınmıştır. 1186'da II. Kılıç Arslan ülkeyi 11 oğlu
arasında paylaştırınca Kütahya Gıyaseddin Keyhüsrev'e düşmüş, çıkan
karışıklıklar ve kardeş kavgaları sırasında 1196'da Kütahya tekrar Bizanslıların
eline geçmiş, 1233'de Alaeddin Keykubad zamanında Anadolu Selçuklularına yeniden
kazandırılmıştır
Kütahya'daki Hıdırlık Mescidi, Yoncalı Hamamı ve Camisi, Balıklı Camii ve
Medresesi Selçuklu dönemi eserlerindendir.
7. BEYLİKLER DÖNEMİ
I. Alaaddin Keykubad döneminde 1230'da Anadolu'ya gelen Germiyanoğlu Aşireti,
Malatya yöresine yerleştirilmiş olup 1240'ta Baba İshak ayaklanmasında
Selçuklulara yardım etmişlerdir. 1243 Kösedağ bozgunundan sonra artan Moğol
baskısı karşısında Germiyanoğulları 1260'ta göç ederek Kütahya yöresine
yerleşmiştir.
Ulu Camii
1277'de Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasıyla Kütahya ve yöresi
Germiyanoğullarfnın payına düşmüş, hızla gelişen Germiyanoğlu Beyliği, Batı
Anadolu'nun en güçlü beyliği olmuştur. İlk beylerinin Alişir olduğu
bilinmektedir. Alişiroğlu I. Yakup 1300'de bağımsızlığını ilan ederek Kütahya'yı
başkent yapmıştır. 1340'ta yerine geçen oğlu Mehmet Bey döneminde gelişimini
sürdüren Germiyanoğlu Devleti'nin başında 1361'de Süleyman Şah görünmektedir.
Bu dönemde Osmanlı Sultanı I. Murad'ın
Vacidiye Medresesi
oğlu Bayezid'e kızını veren Süleyman Şah, Kütahya, Simav, Emet ve Tavşanlı'yı
kızı Devlet Hatun'un çeyizi olarak Osmanlılar'a vermiştir. (1381) Yıldırım Baye-zid
1389'a kadar Kütahya'da valilik yapmıştır. Süleyman Şah, Kula'ya çekildikten
sonra 1387'de ölmüş, yerine oğlu II. Yakup Bey geçmiştir. Germiyanoğulları
Beyliği II. Yakup'un vasiyeti üzerine 1429'da Osmanlılara katılmıştır.
Kütahya'daki Germiyanoğlu eserleri arasında bugün Çini Müzesi olan II. Yakup
İmaret Külliyesi, şimdi Arkeoloji Müzes olan Umur-Bin Savcı Medresesi ile İshak
Fakih Camii ve Medresesi sayılabilir. Germiyan oğulları döneminde Yıldırım
Bayezid'in Kütahya Valiliği sırasında yapımına başlanan Ulu Camii XV. Yüzyılda
Musa Çelebi döneminde tamamlanmıştır.
8. OSMANLILAR DONEMİ
:
1429'da Germiyanoğlu II. Yakup'un vasiyeti ile Osmanlılara geçen Kütahya bu
dönemde bir sancak merkezidir. 1451'de Anadolu Beylerbeyliği'nin merkezi olan
Kütahya'da Kanuni'nin oğulları Şehzade Bayezid (1542-1558) ve (Sultan II.) Selim
(1558-1566) valilik yapmışlardır.
1511'de Safavilerin Anadolu'da yaptıkları bölücülük sonucunda çıkan Şahkulu
ayaklanması Kütahya'ya kadar yayılmıştır. 1833'te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet
Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın Kütahya'yı işgali ve aynı yıl imzalanan
Kütahya Antlaşması ile şehri terk etmesi dönemin kayda değer olaylarıdır.
Kütahya Osmanlı mimarisinin güzel örnekleriyle donatılmış, çeşme, köprü, cami,
medrese, han ve hamamlarla imar edilmiştir. Selçuklulardan bu yana devam eden
çini sanatı bu dönemde en parlak devrini yaşamıştır. Dünya tarihinin devlet
gözetiminde yapılan ilk toplu iş sözleşmesi, Fincancılar Esnafı Anlaşması
adıyla 13 Temmuz 1766 tarihinde Kütahya'da imzalanmıştır.
1849'da Osmanlı Devleti'ne sığınan Macar bağımsızlık hareketinin önderi Lajos
Kossuth ve beraberindeki 56 mülteci, 1850-1851 yıllarında Kütahya'da konuk
edilmiştir. Lajos Kossuth'un Kütahya'da kaldığı ev 1982 yılında müze haline
getirilmiştir.
1867'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Kütahya, 8 Ekim
1923'te vilayet olmuştur.
9. MİLLİ MÜCADELE VE
CUMHURİYET DÖNEMİ:
Kütahya'nın Milli Mücadele tarihimizde çok önemli bir yeri vardır.
Cumhuriyetimizin kurulması için verilen bağımsızlık mücadelesinin en önemli
safhası ilimiz sınırları içerisinde yaşanmıştır.
I. Dünya Savaşı sonunda itilaf devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması
hükümlerine dayanarak Anadolu'yu işgale başladılar. İşgaller karşısında milleti
ve memleketi savaşa sürükleyenler, kendi hayatlarının endişesine düşerek gerekli
tedbirleri almamışlardı.Ordunun elinden cephanesi alınmış, itilaf devletleri
türlü vesilelerle yurdun çeşitli bölgelerini işgale başlamışlardır. İtilaf
donanması İstanbul'da; Fransızlar, Adana'da; İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve
Merzifon'da; İtalyanlar, Antalya ve Güneybatı Anadolu'da bulunuyorlardı. 15
Mayıs'ta itilaf devletlerinin izni ile Yunan ordusu İzmir'e çıkmıştır. Bu durum
karşısında Türk milleti tarih boyunca gösterdiği "millet olma bilinci"
içerisinde işgallere karşı Kuva-i Milliye hareketini başlatmıştır.
Kütahya'da Milli Mücadele 20 Eylül 1919 günü başlamıştır. Binbaşı İsmail Hakkı,
Yüzbaşı İsmet, Yüzbaşı Süleyman ve Mülazım Tahsin Beyler Kütahya'ya gelerek
Kuva-i Milliye Teşkilatını kurmuşlardır. Teşkilatın başına Askerlik Şubesi
Başkanı Binbaşı Nüzhet Bey seçilmiştir. İsmail Hakkı Bey Komutasında
oluşturulan 350 kişilik bir müfrezenin İngilizleri Kütahya'dan çekilmek zorunda
bırakması Kütahya'da Milli Mücadelenin ilk başarısıdır.
Kütahya'da, Milli Alayı kurmayı başaran (Prişti-neli) İsmail Hakkı Bey, Batı
Cephesi Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa tarafından Kütahya Milil Alayı
Kumandanlığıma atanmıştır. İsmail Hakkı Bey Pozantı Kongresi'nden dönmekte olan
Mustafa Kemal Paşa'ya Afyon'da bulunduğu sırada telgraf çekerek Kütahya'ya
"Milli Alayı" denetlemesi için davet etmiştir.
6 Ağustos 1920 tarihinde Kütahya'ya gelen Mustafa Kemal Atatürk, Milli Alayı
denetlemiş ve Kütahya'dan ayrılırken Kütahya Mutasarrıfı Sait Bey'e kendi el
yazısıyla takdirname vermiştir.
Kütahya Milli Alayı, Milli
Mücadele yıllarında önemli görevler üstlenmiş, işgal yıllarında büyük
yararlılıklar göstermiştir. 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması
sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin antlaşmayı tanımadığını ilan etmesi
üzerine işgal hızlanmış, Yunanlılar 13 Temmuz'da Altıntaş'a, 14 Temmuz'da
Tavşanlı'ya, 17 Temmuz'da Emet, Simav ve Kütahya'ya 3 Eylülde Simav'a, 5
Eylülde Gediz'e girmişlerdir. 28 Temmuz 1921'de Kütahya'ya gelen Yunan Kralı
Konstantin Savaş Konseyini burada toplayıp Ankara üzerine yürüme kararı
çıkartmıştır.
Yunan Ordusunun bu ilerleyişi karşısında Türk Ordusu, Sakarya'da Başkomutan
Mustafa Kemal komutasında dünya savaş tarihinde örneği görülmeyen bir taktikle
büyük bir zafer kazanmıştır.
Sakarya'da durdurulan düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl
kadar süren hazırlık döneminden sonra 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan
Mustafa Kemal Büyük Taarruzu başlattı. Bu çarpışmalar sırasında Türk askeri,
tarihimizin her döneminde görülen kahramanlık ve fedakarlıklarına yenilerini
ekledi. 57. Tümen Komutanı Albay Reşat (Çiğiltepe) Bey'in Çiğiltepe'nin
alınmasının yarım
saat gecikmesi üzerine görevini yerine getirememenin üzüntüsü ile kendisini
vurması, bu anlayışa örnek teşkil eder. Zaferden sonra buraya Albay Reşat
Çiğiltepe Anıtı yapılarak anısı ölümsüzleştirilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruzu bizzat cephede idare ederek üstün askerlik
vasıflarını göstermiş ve her zaman askerinin yanında Türk ordusuna büyük moral
ve destek olmuştur.
30 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal'in Zafertepe'den bizzat yönettiği
meydan muharebesinde Allıören, Keçiler, Kızıltaş Deresi yolunun iki yanında
Yunan birlikleri tamamen sarılmış ve imha edilmişlerdir. Kızıltaş Deresi
bölgesinde açık kalan alandan bazı Yunan birlikleri ve General Trikopis, General
Di-yenis ve bir çok Yunan komutanı kaçmışlardır.
Başkomutan Mustafa Kemal, İsmet Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa Çalköy'de yıkık bir
evin avlusunda kırık bir kağnı arabasının üzerinde durum değerlendirmesi
yaparak Yunanlıların yeniden savunma düzenine geçmesini önlemek ve Yunanlıları
mağlup etmek için İzmir'e girmek görüşüne varmışlardır. Mustafa Kemal burada
Batı Cephesindeki tüm subay ve erlere okunmak üzere bir bildiri yayınlamıştır.
"Türkiye Büyük Millet
Meclisi Orduları, Afyonka-rahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde, zalim
ve mağrur bir ordunun temel varlığını inanılmayacak kadar az bir zamanda yok
ettiniz. Büyük ve seçkin ulusumuzun fedakarlıklarına layık olduğunuzu
kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk ulusu geleceğine güvenmekte haklıdır.
Savaş alanlarındaki başarı ve fedakarlıklarınızı yakından görüp izliyorum.
Ulusumuzun size olan övgülerinin iletilmesine aracılık etme görevinin arkasını
bırakmayacak, sürekli olarak yerine getireceğim. Ödüllendirme için
Başkumandanlığa öneride bulunulmasını, Cephe kumandanlığına büyürdüm: Bütün
arkadaşlarımın, Anado-
lu'da daha başka meydan muharebeleri de verileceğini göz önünde bulundurarak
ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını
kullanarak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim.
Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!"
Böylece Kütahya 30 Ağustos Zaferi ile düşman işgalinden kurtarılmış, bunu 1
Eylülde Gediz, 3 Ey-lül'de Emet ve Tavşanlı'nın kurtuluşları izlemiştir.
9 Eylülde İzmir'de Yunan ordusunu denize döken Türk ordusu Mustafa Kemal'in
emrini büyük bir başarı ile yerine getirmiştir.
Copyright © Kütahya Aktüel Gazetesi (ekutahya.com) Tüm hakları saklıdır.